Yıllardır çocuklarla kamplar düzenliyoruz.

Doğada, müzelerde, kayak pistlerinde, farklı şehirlerde… Binlerce çocuğun ilk ayrılığına, ilk cesaretine ve ilk “Ben yapabiliyorum.” duygusuna tanıklık ettik.

Ama itiraf etmeliyim ki, yurt dışındaki dil okulları hiç bilmediğim uzak bir konuydu…

Ta ki kızım Ece ilk kez bir dil okuluna gidene kadar…

Çoğu anne – baba gibi benim de önceliğim İngilizcesi değildi. Elbette yabancı dil önemliydi ama asıl merak ettiğim şuydu:

Orada kendini güvende hissedecek mi?

İlk akşam korkarsa yanında kim olacak?

Arkadaş edinemezse biri onu fark edecek mi?

Bir sorun yaşadığında gerçekten onu dinleyen bir yetişkin olacak mı?

Ne yazık ki yaşadığımız deneyim, beklentilerimizin gerisinde kaldı.

Fark ettim ki birçok program, eğitimi çok iyi planlıyor çünkü eğitimleri zaten dil okulları yapıyor ama çocuğun duygusal yolculuğunu aynı özenle planlamıyor. Bir turizm seyahat acentasının görevi A noktasından B noktasına ulaştırmak olarak bilindiği için dil okullarını yapan acentalar da aynı şekilde çocuğu varış noktasına güvenle getirmeyi sadece hedefliyor..

Oysa çocuk için yurt dışındaki ilk gün, sadece bir eğitim programının başlangıcı değildir.

Evinden ilk kez ayrılmanın…

Kendi ayakları üzerinde durmanın…

Farklı bir kültürde kendini ifade etmeye çalışmanın…

Ve büyümenin ilk adımıdır.

İşte o gün kendi kendime bir söz verdim.

“Oyun Kampta olarak yurt dışı dil okulu yapacağız ve  merkezde ders programı değil; çocuk olacak.” Bu sektörün değişimine öncülük edeceğiz.. Önce kendi kızımın kırgınlıklarını giderecek ve sonrasında da tüm diğer dokunabildiğimiz çocuklara kadar uzanacağız..

Bugün hazırladığımız tüm programlarda önce şu soruları soruyoruz:

Bu çocuk ilk gün nasıl hissedecek?

Gruba nasıl dahil olacak?

Kendini yalnız hissederse kim yanında olacak?

Ailesi binlerce kilometre uzaktayken ona güven duygusunu kim verecek?

Çünkü bizce dil öğrenmek sadece kelime ezberlemek değildir.

Dil öğrenmek; cesaret etmektir.

Yeni arkadaşlıklar kurmaktır.

Farklı kültürleri tanımaktır.

Kendi başına karar verebilmektir.

Ve en önemlisi, eve döndüğünde sadece İngilizcesi gelişmiş değil, özgüveni de büyümüş bir çocuk olmaktır.

İşte Oyun Kampta’ın yurt dışı dil okulları tam da bu yüzden başladı.

Bir sektörün eksiğini eleştirmek için değil…

Çocukların bu yolculuğu daha güvenli, daha mutlu ve daha anlamlı yaşayabilmesi için.

Şefkatle;

Belma Atakan

Oyun Kampta Fikir Annesi